“Cumhuriyetin ilk “reisicumhuru” olan Mustafa Kemal Atatürk, bir diktatördü. Daha sonra onun yerine geçen İsmet İnönü de diktatördü. Ülke uzun yıllar bir “tek parti” diktasıyla yönetildi. Bu cümlelere itirazı olan var mı? Atatürk ve İsmet Paşa “diktatör değildi” diyen varsa, nasıl diktatör olmadıklarını anlatsınlar bir dinleyelim.
Cumhuriyet, ceza yasasının önemli bir kısmını “faşist” İtalya’nın yasalarından aldı. “Almadı” diyen varsa, onlar da yasa maddelerini göstererek tezlerini kanıtlasınlar.
Atatürk de, İsmet Paşa da “muhalefete” izin vermedi. Sadece muhalefetin “örgütlenmesine” değil, “muhalif fikirlerin” söylenmesine bile imkân tanımadılar. Bu “toplumun sınıflardan” oluştuğunu söylemek bile yasaktı. Onlardan sonra gelenler de bu faşist anlayışı sürdürdüler. “Demokrasi” olduğu iddia edilen dönemde de faşizm sürdü.
“Sınıf” sözcüğünü yazdığı için mahkûm olan yazarlar yaşadı bu ülkede. “Solcu” olduğu için yazarlar öldürüldü. Sadece “azınlıklara” değil, kendilerine benzemeyen Türklere de zulmettiler. Liberal Cavit Bey’i astılar, Komünist Mustafa Suphi’yi boğdurdular. Var mı bunlara itiraz eden? Baykal ya da Bahçeli, “hayır, böyle şeyler olmadı” mı diyor?
Faşizm bu ülkede hiç bitmedi. Bunları konuşursak, gerçekleri görürsek belki bitecek.”
— Ahmet Altan (28 Mayıs 2009) “Geçmiş ve muhalefet”, Taraf: http://www.taraf.com.tr/makale/5762.htm