Not Defteri

Türkan Saylan’ı kaybettik iki gün önce… Devletin eğitim yoluyla kendi istediği tipte “ideal Kemalist yurttaş” yetiştirmesi misyonunun inançlı bir neferiydi Türkan Saylan… Gerçekten buna tamamen inanıyordu, o anlamda Kemalizm onun için iktidar aracı değildi. Tam bir “true believer” idi Saylan… Her kesin inançlı gibi otoriter ve jakoben yolları meşru görebiliyordu…

Fakat öyle bir devlet zihniyeti var ki bu ülkenin, bu devletin resmî ideolojisine bu derece iman etmiş bir Türkan Saylan’ı da aile kökenlerinden ötürü potansiyel tehdit olarak görebildi bu devlet… Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Saylan’ın annesinin Hıristiyan kökenlerinden ötürü rapor hazırlayabiliyordu… Türkan Hoca, başörtülü kızlara karşı iman ettiği devlet ideolojisinin istediği şekilde o insanlara karşı dışlayıcı bir bakışla baktı hep… Ya da onları “imana getirmek” bu şekilde “çağdaşlaştırmak” istedi… Fakat işte aynı devlet nasıl dindarları zorla laikleştirme zihniyetine sahipse aynı şekilde gayrımüslimleri de zorla Müslümanlaştırma zihniyetine de sahipti… İşte bu gayrı-ahlaki İttihatçı ideoloji Saylan’ı “Benim annem de İslam’ı benimsedi hemen evlenir evlenmez, beni büyütürken hep Müslüman gibi yaşadı” dedirttirmek zorunda bırakıyordu… Birçok başörtülü kadını da “Ben böyleyim ama cumhuriyete bağlıyım, inanın bana” dedirtmek zorunda bıraktığı gibi…

Rasim Ozan Kütahyalı (20 Mayıs 2009) “Kemalizm kendi neferine nasıl davrandı?”, Taraf: http://www.taraf.com.tr/makale/5610.htm